Facebook Twitter
KÖPRÜDER KÖPRÜDER

Küresel Ahzâbin Karsisinda

Küresel Ahzâbin Karsisinda

MEDINE’NIN YÜZYÜZE geldigi en büyük saldiriydi Ahzâb savasi. Bedir’de yenilen, Uhud’dan umdugu sonucu devsiremeyen Kureys, bu kezArabistan’in bütün hizipleriyle birleserek Medine’ye karsi ortak bir yürüyüse geçmisti.

Bu birlesik hizipler tablosunda, Kureys müsriklerinin yaninda, Arabistan’in büyük müsrik kabileleri, Hayber Yahudileri, ‘Medinetü’n-nebî’ (Peygamber sehri) haline geldigi için Yesrib’e küsen Ebu Âmir Fâsik ve taraftarlari ve baskalari vardi. Dahasi, Medine’nin yanibasindaki Kuba’da yasayan Benî Kurayza Yahudileri, Peygamberle yaptiklari anlasmaya ragmen, bu birlesik hiziplerle bu anlasmaya ihanet hususunda sözlesmislerdi. Yanisira, Medine içinde münafiklar, Allah ve Resûlü hakkinda türlü çesit zanlar üreterek mü’minleri demoralize etmeyi amaçliyorlardi.

Bütün bu hiziplerin tek hedefi vardi. Medine’yi isgal edip Hz. Peygamberi ifna ederek Islâm’i tarih sahnesinden silmek.

Onlarin bir gün ansizin Medine’ye saldirmak üzere yapmis olduklari bu plandan günler önce haberdar olan Hz. Abbas, haberi bir ulak vasitasiyla hizlica Medine’ye ulastirdiginda Efendimiz aleyhissalâtu vesselam ve sahabilerin basvurdugu tedbir, Selman-i Fârisî’nin kabul gören önerisiyle, sehrin surlarla çevrili olmayan açik kismina ikibuçuk metre derinliginde, dört metre genisliginde ve yaklasik dört kilometrelik bir hendek kazmak oldu. Çok kisa bir zamanda bu kadar genis bir hendegi kazmak harikulâde bir neticeydi. Gida bakimindan kitligin sözkonusu oldugu bir dönemde, mucizelere de mazhar olmustu Efendimiz aleyhissalâtu vesselam ve sahabiler. Az bir hurmanin herkesin doyacagi sekilde bereketlenmesi; Cabir radiyallahu anhin davetine Efendimizin bütün sahabileri çagirmasina karsilik en fazla on kisilik yemegin yaklasik dörtyüz kisiye yetmesi gibi mucizeler...

Bu mucizelerin en manidari ise, hendek kazilirken sahabilerin karsisina çikan ve bir türlü parçalayamadiklari; parçalanamadigi takdirde ise müsriklerin Medine’ye saldirisi için bir geçit islevi görecek olan kocaman kaya ile ilgiliydi. Bu kayanin durumu haber verildiginde Efendimiz âlemler Rabbine yönelip dua ederek kayaya üç balyoz vuracak; bu üç vurusla kaya parçalanacak ve her vurusta herkesin gördügü bir nur parildayacakti. Her parildayista, Efendimiz aleyhissalatu vesselam, sahabilerine Islâm’in istikbalini haber verdi: “Bana Medâyin’in saraylari gösterildi.” “Bana Busrâ’nin saraylari gösterildi.” “Bana Yemen’in saraylari gösterildi.”

Mü’minler Medine’de 28 gün boyu Arabistan’in birlesik hiziplerinin, yani ‘ahzâb’in kusatmasi altindayken, münafiklar, Efendimizin mazhar oldugu bu mucizeyi akillarinca alaya almayi yeltendiler. Içlerinden, “Muhammed bize suralarin suralarin saraylarinin fethedileceginin haberi veriliyor, halbuki biz üç adim öteye çisimizi yapmaya gitmeye bile korkuyoruz” diyecek kadar düskünlesenler oldu.

Ahzâb sûresinin haber verdigi üzere, münafiklar ile onlardan etkilenen ‘kalbleri hastalikli’ kimselerin Allah ve Resûlü hakkinda türlü çesit zanlara düstügü bu kusatma sartlari, mü’minlerin ise sadece imanini arttiracakti. Zira âlemler Rabbi, iman etmelerine karsilik basibos birakilmayacaklarini; mallari ve canlariyla sinanacaklarini bildirmisti kendilerine. Iste, Allah’in vaad ettigi agir bir sinanmaydi yasadiklari...

Sonuç, 28 günlük sonuçsuz bir kusatmadan sonra müthis bir firtinaya maruz kalan hiziplerin kusatmadan vazgeçip elleri bos halde evlerine dönmeleri oldu. Bu, birlesik hiziplerin Medine’ye karsi son saldirisiydi. Bundan sonra, bir daha Medine’ye saldiracak mecal bulamadilar.

Buna karsilik, Allah’in vaad ettigi fetih de gerçeklesip Mekke Islâm’a teslim oldugunda, Resûlullah aleyhissalâtu vesselam, bizim ‘Hendek savasi’ diye bildigimiz o Ahzâb savasi günlerine atifla, “Allah sözünü yerine getirdi, kuluna yardim etti ve birlesik hizipleri tek basina yenilgiye ugratti” diye hamdedecekti...

Ve sonraki yillar içinde Islâm, tam da Peygamber aleyhissalâtu vesselamin haber verdigi sekilde Medâyin (Mezopotamya-Anadolu-Iran), Busrâ (Misir-Afrika) ve Yemen (Hint alt-kitasi, Uzakdogu) üzerinden üç kitaya yayildi.

Islâm, kök saldigi bu üç istikametten, bu tarihten sonra asla sökülüp atilamadi. Ne Mogollar, ne Haçli seferleri, ne sonraki asirlardaki Avrupa istilasi Islâm’i bu üç istikametten gerisin geriye sürüklemeye muktedir olabildi. Isgal de etseler, asla fethedemediler...

Bu yöndeki son büyük saldiri, modern dönemlerde önce, Batinin birbiriyle rekabet halindeki hiziplerinin birlesik halde beraberce Islâm’a ve Müslüman topraklarina yönelik bir harekâta girismesiyle gerçeklesti. Hollanda gibi ufacik Avrupa ülkelerinin bile Müslüman topraklarindan ‘sömürge’ devsirdikleri bu dönemin ‘öldürücü darbe’ye heveslendigi safha ise, Osmanliyi ve Istanbul’u hedef alan Birinci Dünya Savasi günleriydi. Bediüzzaman’in “Devaü’l-Ye’s”ini ve “Rüyada Bir Hitabe”ni, Mehmed Akif’in “Çanakkale Sehitlerine” siirini iste o günlerin sartlari içinde düsünerek hakkiyla anlayabiliyor insan.

Sonrasi, Müslümanlarin bilfiil Batinin sömürgesi olmaktan adim adim kurtulduklari, ama bu kez Batinin Müslüman isimli ‘mutemed’ adamlarinin ve hiziplerinin sultasina mecbur kaldiklari dönemdi. ‘Kurtarici’lardan ‘kurtulma’ mücadelesine mü’minleri mecbur birakan dönem...

Neredeyse yüzyil süren bu dönemden sonra, mü’minlerin bu ülkede ve baska cografyalarda gerçek anlamda bir ‘kurtulus’ imkânina kavustuklari; dahasi, kurtuluslarinin birbirinin kurtulusuna baktiginin farkina vardiklari; bu bakimdan, Bediüzzaman’in ümidiyle ‘uhuvvet-i Islâmiyenin mucizelerinin görülecegi’ bir zeminin ipuçlarinin görüldügü bir zeminde bu ülkede, Suriye’de, Misir’da, Islâm cografyasinin diger kisimlarinda yasananlar, bana bir ‘küresel ahzâb’la yüzyüze oldugumuzu hatirlatiyorlar. Islâm’in ilk döneminde nasil Arabistan’in birlesik hizipleri beraberce sahabilerin üzerine saldirdiysa, bugün de yerkürenin Islâm’a karsi birlesen bütün hizipleri bir ‘küresel ahzâb’ sûretinde her koldan, her imkânla Müslüman dünya üzerinde hâkimiyetini koruma mücadelesini veriyor. Küresel ahzâbin, bu ugurda her oyuna ve her ittifaka açik halde, ümmetin gerçek anlamda kurtulusunun, küresel zulme karsi direncinin ve ittihad-i Islâm’in simgesi ve ümidi olmus isimleri hedef tahtasina yerlestiren bir ‘küresel ahzâb’ karsimizdaki...

Islâm cografyasinda epeyce zamandan ve özelde bu ülkede yakin zamandan beri olup bitenlerin benim dünyamdaki karsiligi bu...

Dolayisiyla, ümmetin ümidi ve simgesi olmus isimleri ugradiklari her türden saldiriya karsi savunmak da, basitçe bir ‘siyaset’ meselesi degil.

Nerede ve niye durdugumu, niye bu açik ve bazilarina göre mert, baska bazilarina göre sert bir sekilde bu durusumu ifade ettigimi merak edenlere, cevabim kisaca budur.

 

www.karakalem.net


Eklenme Tarihi: 12/19/2013

Okunma Sayısı: 888

Diğer Haberler >>