Facebook Twitter
KÖPRÜDER KÖPRÜDER

Vefat

Vefat

Teyp Tahir Ağabey Vefat Etti

Bediüzzaman Said Nursi'nin mahkemedeki sunduğu müdafaaları, mektupları ve hatta eski Said dönemi olarak nitelendirdiği gençlik yıllarında yazdığı kitapları da ezbere bilen Teyp Tahir olarak tanılan Tahir Gürdere vefat etti.

Cenazesi Perşembe günü ikindi namazının ardından Nazilli Koca Camii'nden kaldırılacak.

Teyp Tahir Kimdir?

Zaman Gazetesi'nde 2006 yılında çıkan röportajda Teyp Tahir Ağabey şöyle anlatılıyor;

Babası Kuva-yı Milliye Hareketi’nin ünlü isimlerinden Demirci Efe’nin başkızanı olan Tahir Gürdere’nin yolu Risale-i Nurlar ile 30 yaşlarında kesişmiş. İçkinin pençesinde iken ansızın tövbe ederek bütün bu kötü alışkanlıklarını terk ettiği günün ertesi sabahı risalelerle tanışmış. Risaleleri okumasıyla birlikte hazine bulmuş gibi sevindiğini söylüyor. Çünkü yıllar sonra susuzluktan çatlamış bir toprak gibi olan ruhu, nihayet bir kaynağa kavuşmuş. ‘Böyle bir hazine saklı kalmamalı.’ diyerek eline geçen risaleleri ezberlemeye başlıyor. Sakın ezber işinin o kadar kolay olduğunu sanmayın. Sümerbank’ın fabrikasında dokuma ustası olarak çalışan Teyp Tahir, durmadan çalışan 850 tezgahın çıkardığı gürültünün arasında risaleleri ezberlemiş.

Dokuma tezgahının altına tahta bir çekmece yerleştirerek bulduğu boş vakitlerde daktilo ile yazılmış risale teksirlerini okumuş. Teyp Tahir’e göre ezberleme hadisesi de başlı başına risalenin bir kerameti. Risaleleri ezberlemenin metodunu öğrenmek için Almanya’dan bile telefon aldığını anlatan Teyp Tahir’e göre bunu başabilmek için öncelikle risaleleri çok sevmek ve sürekli okumak gerekiyor. Kendisinin bayram günlerinde bile asgari 200 sayfa risale olduğunu söylüyor. Risale okumadaki azmi için verdiği örnek oldukça çarpıcı: “Said Nursi, talebelerine 10. Söz’ü 10 bin defa okuduğunu söylüyor. 10. Söz 80 sayfadır. Her gün sadece 10. Söz’den bir kere okuduğu farz edilse bu 27 yıla tekabül eder.” diyor. Demek ki risaleleri yine en fazla müellifi okumuş. Teyp Tahir, yaşının ilerlemesine rağmen 50 yıl öncesini dün gibi hatırlıyor.

İlk risaleyi avukat Bekir Berk vermiş. Berk’in kendisine ‘Risaleleri anlamak için üstadın ‘Bir Tek Gayem’ adında yazdığı eseri okuman gerek’ diyerek verdiği teksiri adeta soluksuz okumuş. Okumakla kalmamış Nazilli’den Sümerbank’ta yapılan 20 dakikalık tren seyahatinde bunu yüksek sesle vagondakilere aktarmış. “Gidip gelirken sesli olarak insanlar faydalansın diye risale okuyorduk. İşçilerden bazıları bu vagona ‘Nurcu vagonu’ adını takmışlardı ve fişlenecekleri korkusuyla binmeye korkuyorlardı.” diyor. Halktaki risale korkusunu yenmek için yazın astarı olmayan uzun bir ceket yaptırdığını ve içinde büyük cepkenlerde sürekli yanında risaleler de gezdirdiğini anlatıyor.

Defalarca mahkemeye çıkarılıyor, sorguya alınıyor. Risale-i Nurlara yoğun baskı uygulandığı bu dönemde bir kez bile hapis cezası almıyor. Fakat Nazilli’deki en yakın dava arkadaşının akıbetini anlatırken bugün bile sesi titriyor: “Terzi Mehmet en yakın arkadaşımdı. İkindi vakti işten çıkınca dükkanına gider, dikiş dikerken ona risale okurdum. Bir çuvalı o, bir çuvalı da ben sırtlayarak, ilçenin en kalabalık yerinden geçerek camiye gelip risaleleri satardık.

Savcılık tarafından tahkikat açılarak risalelere el konulmuştu. Beraat ile sonuçlanınca iki çuval risale iade edildi. Başlarına bir şey gelir diye teyze oğluna bırakmış çuvalı. O gün de oruçlu. İşgüzar komiser sorgu için karakola alıyor. Risalelerin yerini söyletmek için sabaha kadar kafasını duvara vurarak öldürüyor. Cenazesini aldık hastaneden. Mezarlık bekçisi biz ayrıldıktan sonra mezarı başına binlerce güvercinin konduğunu anlattı. Melekler, güvercin kılığında mezarına gelmişler diye düşündük.”

Nazillililere göre Teyp Tahir
 
Süleyman Gürbüz, Teyp Tahir kadar insanlara bir şeyler öğretmek konusunda azimli bir insan daha görmediğini söylüyor. Bir keresinde evden ekmek almak için çıktığında yolda arkadaşlarına rastlayıp geziye katılmış. Eşi olanlardan ancak evine üç ay sonra döndüğünde haberi olmuş. Gezmeyi seven bir mizacı olmasından dolayı tüm Türkiye’yi karış karış dolaşmış. Hakkari’ye bile iki kere gitmiş. Gürbüz, Teyp Tahir’in risaleleri anlatırken herkesin kendisini dikkatle dinlemesini istediğini aksi halde çok kızdığını aktarıyor. Ahmet Gacar ise çeşitli hastalıklardan muzdarip olmasına rağmen bu hastalıklarından hiçbir zaman şikayet olmadığına dikkat çekiyor. Gündelik konuşmalarında dahi sürekli risalelerden örnekler veriyormuş. “Aramızda 50 yaş olmasına rağmen benimle şakalaşır.” diyor.
 


Eklenme Tarihi: 19.12.2013

Okunma Sayısı: 884

Diğer Haberler >>